Çalışma Saatleri: Pzt - Cum 09:00 - 17:00 ozcankaya.md@gmail.com +90 (530) 257 73 77

Omuz Sıkışma Sendromunun Tedavisi

Omuz Sıkışma Sendromu Nedir?

Omuz sıkışma sendromu, omuz ekleminde yer alan rotator manşet tendonları ve çevre yumuşak dokuların, omuz başı ile omuz çatısını oluşturan kemik-bağ yapılar arasında sıkışması sonucu ortaya çıkan ağrılı bir durumdur. Tıbbi olarak “subakromiyal sıkışma sendromu” veya “impingement sendromu” olarak da adlandırılır. Bu tabloda özellikle kolun yukarı kaldırılması, arkaya uzatılması veya baş üstü hareketler sırasında omuzda ağrı meydana gelir.

Omuz eklemi vücudun en hareketli eklemlerinden biridir. Bu geniş hareket açıklığı sayesinde kolumuzu yukarı kaldırabilir, yana açabilir, arkaya uzatabilir ve günlük yaşamda pek çok karmaşık hareketi rahatlıkla yapabiliriz. Ancak bu hareket genişliği, omuz çevresindeki kas, tendon ve bağ yapıların uyumlu çalışmasını gerektirir. Bu yapılardan biri olan rotator manşet tendonları, omuz başını eklem içinde dengede tutar ve kol hareketlerinin sağlıklı şekilde yapılmasını sağlar.

Omuz sıkışma sendromunda rotator manşet tendonları, omuz çatısı olarak bilinen akromion kemiği altında yeterli rahat hareket alanı bulamaz. Tendonlar bu dar alanda tekrarlayan şekilde sürtünmeye ve basıya maruz kalır. Zamanla tendonlarda ödem, iltihabi reaksiyon, kalınlaşma, tahriş ve hatta yırtık gelişebilir. Bu nedenle omuz sıkışma sendromu yalnızca basit bir ağrı problemi olarak görülmemeli, ilerleyici tendon hasarına yol açabilecek bir süreç olarak değerlendirilmelidir.

Omuz Sıkışma Sendromu Nasıl Ortaya Çıkar?

Omuz sıkışma sendromu genellikle omuz ekleminin üst kısmındaki dar alanda rotator manşet tendonlarının sıkışmasıyla oluşur. Bu dar alanın üst kısmında akromion adı verilen kemik yapı, alt kısmında ise omuz başı bulunur. Rotator manşet tendonları ve bursa adı verilen kayganlaştırıcı yumuşak doku bu aralıktan geçer. Normal şartlarda bu yapılar kol hareketleri sırasında sorunsuz şekilde kayar. Ancak aralık daraldığında veya tendonlar şiştiğinde sıkışma gelişir.

Rotator manşet tendonlarında ödem, şişlik veya tendinit gelişmesi sıkışmayı artırabilir. Tendonlar kalınlaştıkça omuz çatısı altındaki alanda daha zor hareket eder. Bu durum her kol kaldırma hareketinde sürtünmeyi artırır. Sürtünme arttıkça tendon daha fazla tahriş olur ve kısır döngü oluşur.

Köprücük kemiği ile kürek kemiği arasında bulunan akromiyoklaviküler eklemde kireçlenme de bu sendromun nedenlerinden biridir. Bu eklemde oluşan kemik çıkıntılar, tendonların geçtiği alanı daraltabilir. Böylece rotator manşet tendonları hareket sırasında daha fazla baskı altında kalır.

Bazı kişilerde akromion kemiğinin şekli doğuştan daha kıvrık veya aşağı doğru eğimli olabilir. Omuz çatısının ön kısmının aşırı kıvrık olması, kolun yukarı kaldırılması sırasında tendonların bu kemik yapıya sıkışmasına neden olabilir. Bu anatomik özellik, omuz sıkışma sendromuna yatkınlık oluşturabilir.

Bu İçeriği Yapay Zekâ (AI) ile Özetleyin
İçeriği seçtiğiniz yapay zekâ aracı ile özetleyebilir veya promptu kopyalayabilirsiniz.

Omuz Anatomisi ve Rotator Manşetin Önemi

Omuz eklemi; humerus adı verilen kol kemiği, skapula yani kürek kemiği ve klavikula yani köprücük kemiğinin birlikte oluşturduğu karmaşık bir yapıdır. Omuzun hareket kabiliyetini sağlayan en önemli yapılardan biri rotator manşet kaslarıdır. Bu kaslar supraspinatus, infraspinatus, subscapularis ve teres minor olarak adlandırılır.

Rotator manşet kasları, omuz başını eklem yuvası içinde merkezde tutar ve kolun kaldırılması, döndürülmesi, yana açılması gibi hareketlerin kontrollü yapılmasını sağlar. Bu kasların tendonları omuz çevresinde dar bir alandan geçer. Özellikle supraspinatus tendonu, omuz sıkışma sendromunda en sık etkilenen yapılardan biridir.

Rotator manşet tendonlarının sağlıklı çalışması, omuz ekleminin dengeli hareket etmesi için çok önemlidir. Tendonlarda gelişen ödem, yıpranma veya yırtık, omuz hareketlerinin ağrılı hale gelmesine neden olabilir. Bu durum zamanla hastanın kolunu kullanmaktan kaçınmasına, omuz kaslarının zayıflamasına ve hareket kısıtlılığına yol açabilir.

Omuz Sıkışma Sendromu Açısından Kimler Risk Altındadır?

Omuz sıkışma sendromu her yaş grubunda görülebilmekle birlikte bazı kişilerde risk daha yüksektir. Özellikle baş üstü hareketleri sık yapan kişilerde bu rahatsızlık daha sık ortaya çıkar. Cam silme, boya yapma, raflara yük kaldırma, perde asma, tavan işleri, marangozluk, elektrik işleri ve benzeri aktiviteler omuz tendonlarını tekrarlayıcı şekilde zorlayabilir.

Sporcularda da omuz sıkışma sendromu sık görülebilir. Özellikle fırlatma sporu yapanlarda, voleybol, basketbol, tenis, yüzme ve hentbol gibi omuzun baş üstü kullanıldığı sporlarda rotator manşet tendonları tekrarlayan yüklenmeye maruz kalır. Yetersiz ısınma, yanlış teknik, aşırı antrenman ve kas dengesizlikleri bu riski artırabilir.

İleri yaş grubunda ise omuz sıkışma sendromu bazen belirgin bir zorlanma olmadan da gelişebilir. Yaşla birlikte tendonların kanlanması azalabilir, elastikiyeti düşebilir ve dejeneratif değişiklikler ortaya çıkabilir. Bu durum rotator manşet tendonlarının daha kolay tahriş olmasına ve sıkışma belirtilerinin gelişmesine zemin hazırlar.

Bazı hastalarda akromion kemiğinin şekli de risk faktörü olabilir. Akromionun daha kıvrık veya aşağı eğimli olması, tendonların geçtiği boşluğu daraltabilir. Ayrıca akromiyoklaviküler eklem kireçlenmesi, kemik çıkıntılar, duruş bozukluğu, omuz çevresi kas zayıflığı ve daha önce geçirilmiş omuz yaralanmaları da riski artırabilir.

Omuz Sıkışma Sendromu Hangi Şikayetlere Neden Olur?

Omuz sıkışma sendromunun en sık belirtisi omuz ağrısıdır. Ağrı genellikle omuzun ön ve yan tarafında hissedilir. Kolun yukarı kaldırılması, yana açılması, arkaya uzatılması veya baş üstü hareketler sırasında ağrı belirginleşir. Hastalar çoğu zaman saç tarama, giyinme, raflardan eşya alma, perde takma veya sırtını kaşıma gibi hareketlerde zorlandıklarını ifade eder.

Omuz sıkışma sendromunda ağrı başlangıçta yalnızca hareketle ortaya çıkabilir. Ancak zamanla istirahat sırasında da hissedilebilir. Özellikle gece ağrısı sık görülen bir şikayettir. Hasta ağrılı omuz üzerine yatmakta zorlanabilir veya gece omuz ağrısı nedeniyle uykudan uyanabilir.

Elini baş üstüne götürme, karşı kürek kemiğine ulaşma, arkadan kemer takma veya ceket giyme gibi hareketlerde kısıtlılık gelişebilir. Ağrı nedeniyle hasta omuz hareketlerinden kaçınmaya başlar. Bu durum uzun süre devam ederse omuz ekleminde sertlik ve hareket kaybı gelişebilir.

Omuz hareketlerinin ağrılı olması, hastanın kolunu daha az kullanmasına neden olur. Bu da kaslarda zayıflama ve omuz çevresinde fonksiyon kaybı oluşturabilir. Tedavi edilmeyen veya uzun süre ihmal edilen vakalarda donuk omuz gelişme riski artabilir.

Omuz Sıkışma Sendromu ve Donuk Omuz İlişkisi

Omuz sıkışma sendromunda ağrı nedeniyle hastalar omuzlarını hareket ettirmekten kaçınabilir. Başlangıçta bu kaçınma refleksi ağrıyı azaltmak için doğal bir davranış gibi görünse de uzun vadede omuz ekleminin hareket açıklığını azaltabilir. Omuz yeterince hareket ettirilmediğinde eklem kapsülünde sertleşme ve yapışıklıklar gelişebilir. Bu tablo donuk omuz olarak bilinir.

Donuk omuz geliştiğinde yalnızca ağrı değil, belirgin hareket kısıtlılığı da ön plana çıkar. Hasta kolunu yukarı kaldıramaz, arkaya götüremez ve günlük yaşam aktivitelerinde ciddi zorlanma yaşar. Bu nedenle omuz sıkışma sendromunda ağrıyı kontrol altına almak kadar omuz hareket açıklığını korumak da önemlidir.

Erken dönemde uygun egzersizler, fizik tedavi ve ağrı kontrolü ile donuk omuz gelişme riski azaltılabilir. Ancak ağrılı dönemde bilinçsiz ve zorlayıcı egzersizler yapmak da tendonları daha fazla tahriş edebilir. Bu nedenle egzersiz programı uzman kontrolünde düzenlenmelidir.

Omuz Sıkışma Sendromunda Tanı Nasıl Konulur?

Omuz sıkışma sendromunda tanı, hastanın şikayetlerinin ayrıntılı değerlendirilmesi ve fizik muayene ile başlar. Hekim ağrının ne zaman başladığını, hangi hareketlerle arttığını, gece ağrısı olup olmadığını, daha önce travma yaşanıp yaşanmadığını, hastanın mesleğini, spor alışkanlıklarını ve günlük aktivitelerini sorgular.

Fizik muayenede omuz hareket açıklığı, kas gücü, ağrılı hareket aralığı ve rotator manşet fonksiyonları değerlendirilir. Sıkışmayı taklit eden özel testler uygulanabilir. Bu testlerde kol belirli açılarda hareket ettirilerek tendonların omuz çatısı altında sıkışıp sıkışmadığı hakkında fikir edinilir.

Omuz sıkışma sendromu çoğu zaman tipik şikayetler ve fizik muayene bulgularıyla klinik olarak tanınabilir. Ancak sıkışmaya neden olan yapısal durumları değerlendirmek, kemik çıkıntıları, akromion şekli, kireçlenme veya rotator manşet yırtığı olup olmadığını görmek için görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir.

Görüntüleme Yöntemleri

Omuz sıkışma sendromunda röntgen, MR ve ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemleri kullanılabilir. Röntgen, kemik yapıları değerlendirmek için faydalıdır. Akromion şekli, akromiyoklaviküler eklem kireçlenmesi, kemik çıkıntılar veya omuz eklemindeki bazı yapısal değişiklikler röntgende görülebilir.

Manyetik rezonans görüntüleme, rotator manşet tendonları, bursa, kaslar ve diğer yumuşak dokular hakkında daha ayrıntılı bilgi sağlar. Tendinit, bursit, tendon kalınlaşması, kısmi yırtık veya tam kat rotator manşet yırtığı MR ile değerlendirilebilir.

Ultrasonografi de rotator manşet tendonlarının dinamik olarak değerlendirilmesinde kullanılabilir. Deneyimli ellerde tendon yapısı, sıvı artışı, bursit ve bazı yırtıklar hakkında bilgi verebilir. Hangi görüntüleme yönteminin gerekli olduğu hastanın şikayetlerine ve muayene bulgularına göre belirlenir.

Omuz Sıkışma Sendromu Hangi Hastalıklarla Karışabilir?

Omuz sıkışma sendromu bazı diğer omuz ve boyun problemleriyle karışabilir. Rotator manşet yırtıkları, donuk omuz, kireçlenme, boyun fıtığı, sinir sıkışmaları, biseps tendiniti, akromiyoklaviküler eklem problemleri ve omuz instabilitesi benzer şikayetlere yol açabilir.

Boyun fıtığı veya sinir kökü basılarında ağrı omuzdan kola doğru yayılabilir. Uyuşma, karıncalanma veya elde güçsüzlük eşlik edebilir. Bu nedenle omuz ağrısı olan hastalarda gerektiğinde boyun muayenesi de yapılmalıdır.

Donuk omuzda hem aktif hem pasif hareketler kısıtlanır. Omuz sıkışma sendromunda ise başlangıçta hareket ağrılı olsa da pasif hareket açıklığı daha korunmuş olabilir. Rotator manşet yırtığında ise belirgin güç kaybı ön plana çıkabilir. Bu ayrımlar tedavi planı açısından önemlidir.

Omuz Sıkışma Sendromunda Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Omuz sıkışma sendromunda tedavi genellikle konservatif yani cerrahi dışı yöntemlerle başlar. Tedavinin temel amacı ağrıyı azaltmak, inflamasyonu kontrol altına almak, omuz hareket açıklığını korumak, rotator manşet ve kürek kemiği çevresi kasları güçlendirmek ve sıkışmaya yol açan faktörleri azaltmaktır.

Konservatif tedavi ile birçok hastada başarılı sonuç alınabilir. Ancak bu duruma neden olan yapısal problemler, ileri rotator manşet yırtıkları veya kemik tüneli belirgin daraltan durumlar varsa cerrahi tedavi gündeme gelebilir. Tedavi gereksinimi hastadan hastaya farklılık gösterir.

Erken dönemde amaç hızlıca ağrıyı azaltmak ve omuz eklem açıklığını yeniden kazanmaktır. Ağrının kontrol altına alınması hastanın omuzunu daha rahat kullanmasını sağlar. Ancak yalnızca ağrıyı azaltmak yeterli değildir. Omuz biyomekaniğinin düzeltilmesi ve kas dengesinin sağlanması da önemlidir.

Aktivite Düzenlemesi

Omuz sıkışma sendromunda ilk basamaklardan biri ağrıyı artıran hareketlerin düzenlenmesidir. Özellikle baş üstü tekrarlayan aktiviteler, ağır yük kaldırma, ani zorlayıcı omuz hareketleri ve uzun süre kolu yukarıda tutmayı gerektiren işler geçici olarak azaltılmalıdır.

Bu, omuzun tamamen hareketsiz bırakılması anlamına gelmez. Tam tersine, omuzun güvenli ve ağrısız sınırlar içinde hareket ettirilmesi önemlidir. Amaç tendonların sürekli sürtünmesini azaltmak ve iyileşme sürecine fırsat tanımaktır.

Mesleği gereği baş üstü çalışan kişilerde çalışma pozisyonu düzenlenmeli, yüksekte yapılan işler mümkün olduğunca gövde hizasına indirilmeli ve sık molalar verilmelidir. Sporcularda ise teknik, antrenman yoğunluğu ve kas dengesizlikleri gözden geçirilmelidir.

İlaç Tedavisi ve Ağrı Kontrolü

Omuz sıkışma sendromunda ağrı ve inflamasyonu azaltmak için bazı ilaçlar kullanılabilir. Nonsteroid antiinflamatuar ilaçlar kısa süreli ağrı kontrolünde faydalı olabilir. Ancak bu ilaçlar mide, böbrek, tansiyon ve kalp-damar sistemi üzerinde yan etkiler oluşturabileceği için hekim önerisiyle kullanılmalıdır.

Ağrının fazla olduğu dönemlerde soğuk uygulama da rahatlama sağlayabilir. Özellikle aktivite sonrası artan omuz ağrısında kısa süreli buz uygulaması kullanılabilir. Buz doğrudan cilde temas ettirilmemeli, ince bir havlu üzerinden uygulanmalıdır.

İlaç tedavisi tek başına kalıcı çözüm olarak görülmemelidir. Ağrı kesiciler hastanın egzersiz ve rehabilitasyon sürecine daha rahat katılmasını sağlayabilir. Ancak omuz sıkışmasına yol açan mekanik ve kas dengesizliği problemleri düzeltilmezse şikayetler tekrarlayabilir.

Fizik Tedavi ve Egzersiz

Fizik tedavi, omuz sıkışma sendromu tedavisinde en önemli basamaklardan biridir. Tedavide amaç ağrıyı azaltmak, omuz hareket açıklığını korumak, rotator manşet kaslarını güçlendirmek ve kürek kemiği hareketlerini düzenlemektir. Çünkü omuz eklemi yalnızca kol kemiği ve omuz yuvasından ibaret değildir; kürek kemiğinin doğru hareket etmesi de omuz fonksiyonu için çok önemlidir.

Egzersiz programı ağrının dönemine göre planlanmalıdır. Ağrının yoğun olduğu erken dönemde zorlayıcı güçlendirme hareketlerinden kaçınılır. Öncelikle ağrısız hareket açıklığını koruyan, kas spazmını azaltan ve omuz çevresini rahatlatan egzersizler tercih edilir.

Ağrı azaldıkça rotator manşet güçlendirme, kürek kemiği stabilizasyon egzersizleri, postür çalışmaları ve esneklik egzersizleri programa eklenir. Özellikle omuz çevresi kas dengesinin sağlanması, tendonların omuz çatısı altında daha rahat hareket etmesine yardımcı olabilir.

Yanlış yapılan egzersizler sıkışmayı artırabilir. Özellikle ağrılı baş üstü hareketler, kontrolsüz ağırlık çalışmaları ve ani zorlamalar tedaviyi olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle egzersizlerin uzman eşliğinde öğrenilmesi önemlidir.

Omuz Sıkışma Sendromunda Enjeksiyon Tedavileri

Konservatif tedaviye rağmen ağrısı devam eden bazı hastalarda enjeksiyon tedavileri gündeme gelebilir. Subakromiyal bölgeye yapılan kortikosteroid enjeksiyonları, bursit ve inflamasyonun belirgin olduğu hastalarda kısa dönemde ağrıyı azaltabilir. Bu rahatlama hastanın fizik tedavi ve egzersiz programına daha iyi katılmasını sağlayabilir.

Ancak steroid enjeksiyonları kontrolsüz ve sık tekrarlanmamalıdır. Tendon dokusu üzerinde olumsuz etkileri olabileceği için doğru hasta seçimi ve doğru uygulama önemlidir. Diyabet hastalarında kan şekeri yükselmesi gibi sistemik etkiler açısından dikkatli olunmalıdır.

Bazı hastalarda PRP gibi biyolojik enjeksiyon seçenekleri de değerlendirilebilir. Ancak bu tedavilerin etkinliği hastanın tendon yapısına, yırtık olup olmamasına ve eşlik eden problemlere göre değişebilir. Enjeksiyon tedavisi tek başına değil, rehabilitasyon programı ile birlikte düşünülmelidir.

Cerrahi Tedavi Ne Zaman Gerekir?

Omuz sıkışma sendromunda hastaların önemli bir kısmı cerrahi dışı tedavilerle rahatlar. Ancak yeterli süre ve uygun şekilde uygulanan konservatif tedaviye rağmen ağrı devam ediyorsa, omuz hareketleri belirgin kısıtlanıyorsa veya görüntülemede yapısal bir sorun saptanıyorsa cerrahi tedavi gündeme gelebilir.

Cerrahi tedavi kararı hastadan hastaya değişir. Akromion kemiğinin tendonlara baskı yaptığı durumlarda kemik tüneli genişletmeye yönelik akromiyoplasti uygulanabilir. Bu işlemde omuz çatısı altındaki alan genişletilerek tendonların daha rahat hareket etmesi hedeflenir.

Rotator manşet tendonlarında yırtık varsa yırtığın tipi, büyüklüğü, hastanın yaşı, aktivite düzeyi ve kas kalitesi değerlendirilir. Uygun hastalarda rotator manşet yırtığı artroskopik veya açık yöntemlerle tamir edilebilir. Eğer akromiyoklaviküler eklem kireçlenmesi belirgin baskı oluşturuyorsa bu bölgeye yönelik ek işlemler de gerekebilir.

Artroskopik Omuz Cerrahisi

Omuz sıkışma sendromunda cerrahi tedavi çoğu zaman artroskopik yöntemle yapılabilir. Artroskopik cerrahide küçük kesilerden kamera ve özel cerrahi aletler omuz eklemi çevresine yerleştirilir. Kamera görüntüsü monitöre aktarılır ve sıkışmaya neden olan yapılar değerlendirilir.

Artroskopi sırasında subakromiyal alan temizlenebilir, bursa dokusu düzenlenebilir, akromion alt yüzeyi düzeltilerek alan genişletilebilir ve gerekirse rotator manşet yırtığı tamir edilebilir. Bu yöntem, açık cerrahiye göre daha küçük kesilerle yapılması ve yumuşak doku hasarının daha az olması nedeniyle avantaj sağlayabilir.

Ancak cerrahi sonrası başarı yalnızca ameliyata bağlı değildir. Ameliyat sonrası rehabilitasyon süreci büyük önem taşır. Omuz hareket açıklığının korunması, kas gücünün yeniden kazanılması ve günlük aktivitelere kademeli dönüş için fizik tedavi programına uyum gerekir.

Omuz Sıkışma Sendromu Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Omuz sıkışma sendromu tedavi edilmediğinde veya uzun süre ihmal edildiğinde ağrı kronik hale gelebilir. Hasta ağrı nedeniyle omuzunu daha az kullanır ve zamanla hareket açıklığı azalabilir. Bu durum donuk omuz gelişimine zemin hazırlayabilir.

Tekrarlayan sıkışma ve sürtünme rotator manşet tendonlarında ilerleyici hasara neden olabilir. Başlangıçta tendinit veya bursit şeklinde başlayan tablo zamanla kısmi tendon yırtığına, daha ileri dönemde tam kat rotator manşet yırtığına dönüşebilir. Her hastada bu ilerleme görülmez; ancak risk göz ardı edilmemelidir.

Kronik omuz ağrısı uyku kalitesini bozabilir, günlük aktiviteleri zorlaştırabilir ve iş gücü kaybına neden olabilir. Bu nedenle omuz sıkışma sendromunda erken tanı ve uygun tedavi önemlidir.

Omuz Sağlığını Korumak İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?

Omuz sıkışma sendromundan korunmak için omuz çevresi kasların dengeli ve güçlü olması önemlidir. Baş üstü aktiviteler sırasında ani ve kontrolsüz hareketlerden kaçınılmalıdır. Spor öncesi ısınma yapılmalı, omuz ve kürek kemiği çevresi kaslar uygun şekilde güçlendirilmelidir.

Uzun süre baş üstü çalışan kişiler sık molalar vermeli, çalışma yüksekliğini mümkün olduğunca omuz hizasına yakın tutmalı ve ağır yükleri tek elle baş üstüne kaldırmaktan kaçınmalıdır. Duruş bozuklukları da omuz mekaniğini etkileyebileceği için sırt ve kürek kemiği postürüne dikkat edilmelidir.

Bilgisayar başında çalışan kişilerde de omuz duruşu önemlidir. Omuzların sürekli öne düşmesi, sırtın kamburlaşması ve boyun-omuz kaslarının gergin kalması omuz ağrılarını artırabilir. Ergonomik oturma düzeni, düzenli mola ve hafif germe egzersizleri faydalı olabilir.

Ne Zaman Doktora Başvurulmalıdır?

Omuz ağrısı birkaç haftadan uzun sürüyorsa, kolu yukarı kaldırmakta zorlanma varsa, gece ağrısı uykudan uyandırıyorsa veya omuz hareketleri giderek kısıtlanıyorsa uzman değerlendirmesi gerekir. Ayrıca travma sonrası başlayan omuz ağrısı, belirgin güç kaybı, kolu kaldıramama veya uyuşma gibi bulgular varsa gecikmeden doktora başvurulmalıdır.

Erken dönemde tanı konulan omuz sıkışma sendromu çoğu zaman cerrahi dışı yöntemlerle kontrol altına alınabilir. Ancak tedavi gecikirse tendon hasarı ilerleyebilir ve iyileşme süreci uzayabilir. Bu nedenle tekrarlayan veya günlük yaşamı etkileyen omuz ağrıları ihmal edilmemelidir.

Sonuç

Omuz sıkışma sendromu, rotator manşet tendonlarının ve omuz çevresindeki yumuşak dokuların omuz çatısı altında sıkışması sonucu ortaya çıkan yaygın bir omuz problemidir. Kolun yukarı kaldırılması, baş üstü aktiviteler, arkaya uzanma ve günlük omuz hareketleri sırasında ağrıya neden olabilir. Tedavi edilmediğinde hareket kısıtlılığı, donuk omuz ve rotator manşet tendon hasarı gibi sorunlara yol açabilir.

Bu sendromun gelişiminde tendon şişliği, bursit, akromiyoklaviküler eklem kireçlenmesi, akromion kemiğinin şekli, baş üstü tekrarlayan aktiviteler, spor yaralanmaları, yaşa bağlı tendon yıpranması ve omuz çevresi kas dengesizlikleri rol oynayabilir. Tanı çoğu zaman ayrıntılı fizik muayene ile konulur; gerekli durumlarda röntgen, MR veya ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır.

Tedavide öncelikle konservatif yöntemler tercih edilir. Aktivite düzenlemesi, ağrı kontrolü, fizik tedavi, egzersiz, postür düzenlemesi ve uygun hastalarda enjeksiyon tedavileriyle birçok hastada başarılı sonuç alınabilir. Konservatif tedavilere rağmen düzelmeyen, yapısal sıkışma bulunan veya rotator manşet yırtığı eşlik eden hastalarda cerrahi tedavi gerekebilir.

Omuz sıkışma sendromunda erken tanı, doğru tedavi planı ve düzenli rehabilitasyon büyük önem taşır. Ağrıya rağmen omuzu tamamen hareketsiz bırakmak doğru değildir; ancak ağrılı hareketleri bilinçsizce zorlamak da tendon hasarını artırabilir. Bu nedenle omuz ağrısı uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa uzman hekime başvurulmalıdır.

Paylaş:
Doç. Dr. Özcan Kaya

Doç. Dr. Özcan Kaya

Ortopedi ve travmatoloji alanında hasta bilgilendirme yazıları, tedavi süreçleri ve güncel içerikler editörler tarafından paylaşılmaktadır.