
Osteomiyelit, kemiğin ve kemik iliğinin bakteriler, mantarlar veya daha nadir mikroorganizmalar nedeniyle enfekte olmasıdır. Enfeksiyon kan dolaşımıyla kemiğe ulaşabilir, yakındaki bir yara veya yumuşak doku enfeksiyonundan ilerleyebilir ya da açık kırık ve ameliyat gibi durumlarda mikroorganizmaların doğrudan kemiğe girmesiyle başlayabilir.
Osteomiyelit erken teşhis edildiğinde çoğunlukla antibiyotik ve gerekli destekleyici tedavilerle kontrol altına alınabilir. Tanı ve tedavinin gecikmesi ise kemiğin kanlanmasının bozulmasına, kemik dokusunun ölmesine, apse oluşmasına ve enfeksiyonun kronik hale gelmesine neden olabilir.
Kemik enfeksiyonu her yaşta görülebilir. Çocuklarda çoğunlukla kol ve bacakların uzun kemikleri etkilenirken yetişkinlerde omurga, ayak, pelvis ve daha önce ameliyat edilmiş veya yaralanmış kemikler tutulabilir. Diyabet, dolaşım bozukluğu, açık yara, yakın zamanda geçirilmiş cerrahi ve bağışıklık sisteminin zayıflaması riski artırabilir.
Osteomiyelit Nedir?
Osteomiyelit, kemiğin içinde veya çevresinde gelişen ciddi bir enfeksiyondur. Kemik sert bir yapı olsa da kan damarları, kemik iliği ve canlı hücreler içerir. Mikroorganizmalar bu yapılara ulaştığında iltihaplanma, ödem ve doku hasarı oluşabilir.
Enfeksiyon ilerledikçe kemik içindeki basınç artabilir ve küçük kan damarları sıkışabilir. Yeterli kan alamayan bir kemik bölümü canlılığını kaybedebilir. Ölü kemik dokusu antibiyotiklerin etkili biçimde ulaşmasını zorlaştırdığı için kronik enfeksiyonun devam etmesine yol açabilir.
Bu nedenle kemik enfeksiyonu yalnızca ağrı kesici kullanılarak takip edilmemelidir. Ağrı, ateş, kızarıklık, iyileşmeyen yara veya akıntı gibi belirtilerin nedeni belirlenmeli ve uygun tedavi geciktirilmemelidir.

Osteomiyelit Neden Olur?
Osteomiyelit nedenleri mikroorganizmaların kemiğe ulaşma biçimine göre üç ana grupta incelenebilir:
- Kan dolaşımı yoluyla yayılım,
- Yakındaki enfeksiyonun kemiğe ilerlemesi,
- Mikroorganizmaların doğrudan kemiğe ulaşması.
En sık neden bakterilerdir. Staphylococcus aureus kemik enfeksiyonlarında sık karşılaşılan mikroorganizmalardan biridir. Bununla birlikte enfeksiyonun kaynağına, hastanın yaşına, bağışıklık durumuna ve daha önce geçirdiği işlemlere göre farklı bakteriler veya mantarlar sorumlu olabilir.
Hangi mikroorganizmanın enfeksiyona neden olduğunun belirlenmesi önemlidir. Antibiyotik seçimi yalnızca tahmine göre değil, mümkün olduğunda kan, yara, apse veya kemik dokusundan alınan örneklerin kültür sonucuna göre yapılır.
Enfeksiyon Kemiğe Nasıl Ulaşır?
Kan dolaşımıyla yayılan enfeksiyona hematojen osteomiyelit adı verilir. Vücudun başka bir bölgesindeki bakteriler kana karışarak kemiğe yerleşebilir. Bu yayılım özellikle çocuklarda ve bazı omurga enfeksiyonlarında önemlidir.
Yakındaki bir enfeksiyon da zaman içerisinde kemiğe ulaşabilir. Diyabetik ayak yaraları, bası yaraları ve uzun süre kapanmayan cilt enfeksiyonları bu yolla kemik dokusunu etkileyebilir.
Doğrudan bulaşma ise şu durumlarda görülebilir:
- Açık kırıklar,
- Derin kesici veya delici yaralanmalar,
- Kemik ve eklem ameliyatları,
- Plak, vida, çivi veya protez uygulamaları,
- Kurşun ve benzeri yabancı cisim yaralanmaları,
- Kemiğe ulaşan derin ayak yaraları.
Akut ve Kronik Osteomiyelit Arasındaki Fark Nedir?
Akut kemik enfeksiyonu çoğunlukla hızlı başlayan ağrı, şişlik, sıcaklık artışı ve ateş gibi belirtilerle ortaya çıkar. Erken dönemde kemikte yaygın doku ölümü gelişmemiş olabilir. Uygun antibiyotik ve gerekli cerrahi müdahaleyle tamamen iyileşme sağlanabilir.
Kronik osteomiyelit ise enfeksiyonun uzun süre devam ettiği, tekrarladığı veya kemikte ölü dokuların oluştuğu daha karmaşık bir tablodur. Cilt yüzeyine açılan ve zaman zaman akıntı yapan kanallar gelişebilir.
Kronik vakalarda yalnızca antibiyotik kullanılması her zaman yeterli olmaz. Ölü kemik dokusunun, enfekte implantların veya apselerin cerrahi olarak temizlenmesi gerekebilir. Tedavi süresi ve kullanılacak yöntem hastaya göre değişir.
Osteomiyelit Belirtileri Nelerdir?
Osteomiyelit belirtileri enfeksiyonun bulunduğu kemiğe, hastanın yaşına ve bağışıklık durumuna göre değişebilir. Bazı hastalarda belirtiler hızla ortaya çıkarken kronik enfeksiyon yavaş ve belirsiz yakınmalara neden olabilir.
Görülebilecek başlıca belirtiler şunlardır:
- Kemik üzerinde derin ve sürekli ağrı,
- Etkilenen bölgede hassasiyet,
- Şişlik ve kızarıklık,
- Ciltte sıcaklık artışı,
- Ateş ve titreme,
- Halsizlik ve iştahsızlık,
- Kol veya bacağı hareket ettirmekte zorlanma,
- Yürürken topallama veya üzerine basamama,
- Ameliyat yarasından veya ciltten akıntı gelmesi,
- İyileşmeyen derin yara,
- Kronik vakalarda tekrarlayan enfeksiyon atakları.
Yaşlılarda, diyabeti bulunanlarda ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişilerde ateş görülmeyebilir. Ateş olmaması kemik enfeksiyonunu tamamen dışlamaz.
Osteomiyelit Ağrısı Nasıl Olur?
Osteomiyelit kaynaklı ağrı çoğunlukla kemiğin derininde hissedilir. Ağrı istirahat sırasında devam edebilir ve bölgeye basıldığında artabilir. Alt ekstremite tutulduğunda yürümek ve üzerine yük vermek zorlaşabilir.
Omurga enfeksiyonunda bel veya sırt ağrısı ön planda olabilir. Hasta belirgin bir travma olmadan başlayan, giderek artan ve dinlenmeyle tam olarak geçmeyen ağrı tarif edebilir.
Kronik enfeksiyonda ağrı dönem dönem azalabilir. Ancak bu durum hastalığın tamamen iyileştiğini göstermez. Akıntı, yeni şişlik veya kızarıklık gelişmesi enfeksiyonun yeniden aktif hale geldiğini düşündürebilir.

Çocuklarda Osteomiyelit Belirtileri
Çocuklarda enfeksiyon çoğunlukla kan yoluyla uzun kemiklere ulaşır. Uyluk, kaval ve üst kol kemikleri sık etkilenebilir.
Çocuklarda şu belirtiler görülebilir:
- Ateş,
- Kol veya bacak ağrısı,
- Etkilenen uzvu hareket ettirmek istememe,
- Topallama,
- Yürümeyi reddetme,
- Bölgesel şişlik ve sıcaklık,
- Küçük çocuklarda huzursuzluk ve beslenme azalması.
Çocuğun belirgin bir yaralanma olmadan yürümeyi bırakması veya tek bacağını kullanmak istememesi önemsenmelidir. Kemik ve eklem enfeksiyonları benzer belirtiler oluşturabilir ve bazı çocuklarda aynı anda bulunabilir.
Omurga Osteomiyeliti Nedir?
Omurlarda gelişen kemik enfeksiyonuna vertebral osteomiyelit adı verilir. Enfeksiyon omurların arasındaki diski de etkileyebilir. Bu durumda spondilodiskit veya disk enfeksiyonu ifadeleri kullanılabilir.
Omurga tutulumu çoğunlukla:
- Sürekli bel veya sırt ağrısı,
- Hareketle artan ağrı,
- Gece uykudan uyandıran ağrı,
- Ateş veya halsizlik,
- Bacağa ya da kola yayılan ağrı,
- Uyuşma ve kas güçsüzlüğü
oluşturabilir.
Enfeksiyon omurilik veya sinirler çevresinde apse meydana getirirse ciddi nörolojik sorunlar gelişebilir. Yeni başlayan güç kaybı, yürüme bozukluğu ve idrar veya dışkı kontrolünde değişiklik acil değerlendirme gerektirir.
Diyabetik Ayakta Kemik Enfeksiyonu
Diyabet, ayak sinirlerinde his kaybına ve dolaşım bozukluğuna neden olabilir. Hasta ayakkabı vurması, kesi veya küçük bir yarayı fark etmeyebilir. Yara derinleştiğinde enfeksiyon yumuşak dokulardan kemiğe ulaşabilir.
Diyabetik ayak enfeksiyonunda şu bulgular görülebilir:
- İyileşmeyen ayak yarası,
- Yaradan kötü kokulu veya iltihaplı akıntı,
- Ayakta kızarıklık ve şişlik,
- Cilt renginde koyulaşma,
- Yaranın altında kemiğin görünmesi veya hissedilmesi,
- Ateş ve genel durum bozukluğu.
His kaybı bulunan hastalar belirgin ağrı yaşamayabilir. Bu nedenle diyabeti olan kişilerin ayaklarını her gün kontrol etmesi ve derin yaralarda sağlık değerlendirmesini geciktirmemesi önemlidir.
Ameliyat Sonrası Osteomiyelit
Kırık tespiti, eklem protezi veya farklı ortopedik ameliyatlardan sonra nadiren enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyon erken dönemde yara sorunlarıyla ortaya çıkabileceği gibi aylar veya yıllar sonra da belirti verebilir.
Ameliyat sonrası şüpheli belirtiler şunlardır:
- Azalmayan veya yeniden artan ağrı,
- Ameliyat yerinde kızarıklık ve şişlik,
- Yara kenarlarının açılması,
- Yaradan sıvı veya irin gelmesi,
- Ateş ve titreme,
- İmplant çevresinde gevşeme,
- Kırığın beklenen sürede kaynamaması.
Ameliyattan sonra her ağrı enfeksiyon anlamına gelmez. Bununla birlikte yara akıntısı, kızarıklık ve genel durum bozukluğu varsa cerrahi ekiple iletişim kurulmalıdır.
Kimlerde Risk Daha Yüksektir?
Osteomiyelit herkeste gelişebilir. Ancak aşağıdaki durumlar riski artırabilir:
- Diyabet,
- Ayak ülseri veya bası yarası,
- Periferik damar hastalığı,
- Yakın zamanda geçirilmiş açık kırık,
- Ortopedik ameliyat veya implant bulunması,
- Hemodiyaliz tedavisi,
- Bağışıklık sistemini baskılayan hastalıklar,
- Kemoterapi veya bağışıklığı baskılayan ilaçlar,
- Damar yoluyla madde kullanımı,
- Uzun süreli cilt ve yumuşak doku enfeksiyonları,
- Sigara kullanımı ve dolaşım bozukluğu.
Risk faktörü bulunması kişide kesin olarak kemik enfeksiyonu gelişeceği anlamına gelmez. Ancak şüpheli belirtilerde daha erken değerlendirme yapılmasını gerektirir.
Osteomiyelit Bulaşıcı mıdır?
Osteomiyelit günlük temasla kişiden kişiye geçen bir hastalık değildir. Kemik enfeksiyonu bulunan kişiyle aynı ortamda bulunmak veya ortak eşya kullanmak genellikle hastalığın bulaşmasına neden olmaz.
Ancak enfekte yaralardaki bakteriler uygun hijyen sağlanmadığında başka kişilere veya hastanın farklı vücut bölgelerine taşınabilir. Açık yaraların temiz tutulması, pansuman kurallarına uyulması ve ellerin yıkanması önemlidir.
Osteomiyelit Nasıl Teşhis Edilir?
Tanıda hastanın yakınmaları, geçmiş ameliyatları, yaralanmaları, kronik hastalıkları ve kullandığı ilaçlar sorgulanır. Etkilenen bölge kızarıklık, şişlik, hassasiyet, hareket kaybı ve akıntı bakımından incelenir.
Kullanılabilecek testler şunlardır:
- Tam kan sayımı,
- CRP ve sedimantasyon gibi iltihap göstergeleri,
- Kan kültürü,
- Röntgen,
- Manyetik rezonans görüntüleme,
- Bilgisayarlı tomografi,
- Ultrasonografi,
- Nükleer tıp incelemeleri,
- Kemik veya apse biyopsisi.
Tek bir kan testi hastalığı kesin olarak doğrulamaz veya dışlamaz. Kronik enfeksiyonda kan değerleri normal ya da hafif yüksek olabilir.

Röntgen Kemik Enfeksiyonunu Gösterir mi?
Röntgen kemikteki kırıkları, implantları ve ileri enfeksiyon değişikliklerini gösterebilir. Ancak hastalığın erken döneminde röntgen normal görünebilir. Kemik yapısındaki belirgin değişikliklerin ortaya çıkması zaman alabilir.
Röntgende ileri dönemde kemik yıkımı, düzensizlik, ölü kemik parçaları, yeni kemik oluşumu ve implant çevresinde gevşeme görülebilir.
MR Neden İstenir?
MR, kemik iliği ve çevredeki yumuşak dokular hakkında ayrıntılı bilgi sağlar. Erken dönemdeki değişiklikleri, apseyi, kas tutulumunu ve enfeksiyonun yaygınlığını gösterebilir.
Özellikle omurga enfeksiyonunda, gizli apselerde ve ameliyat planlamasında önemli bir incelemedir. Ancak yakın zamanda ameliyat edilmiş bölgelerde oluşan normal iyileşme değişiklikleri enfeksiyonla karışabileceği için sonuç klinik bulgularla birlikte yorumlanmalıdır.
Kemik Biyopsisi Neden Yapılır?
Osteomiyelit şüphesinde kemik veya derin dokudan örnek alınması, enfeksiyona neden olan mikroorganizmanın belirlenmesine yardımcı olabilir. Örnek mikrobiyoloji laboratuvarında kültür ve gerekli diğer incelemeler için değerlendirilir.
Mümkün olduğunda örnek, yüzeysel yara sürüntüsü yerine enfekte olduğu düşünülen derin dokudan alınır. Cilt yüzeyinde bulunan bakteriler gerçek kemik enfeksiyonunu yansıtmayabilir.
Hastanın genel durumu uygunsa kültür örneğinin antibiyotik başlanmadan önce alınması tercih edilebilir. Ancak ağır enfeksiyon veya kan dolaşımı bozukluğu bulunan hastalarda tedavi örnek almak amacıyla tehlikeli biçimde geciktirilmez.
Osteomiyelit Tedavisi Nasıl Yapılır?
Osteomiyelit tedavisi enfeksiyonun süresine, bulunduğu kemiğe, sorumlu mikroorganizmaya, implant varlığına ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanır.
Tedavi şu yöntemleri içerebilir:
- Damar yoluyla veya ağızdan antibiyotik,
- Apse boşaltılması,
- Ölü ve enfekte dokuların temizlenmesi,
- Yabancı cisim veya implantın değerlendirilmesi,
- Kemiğin yeniden sabitlenmesi,
- Yara bakımı ve pansuman,
- Diyabet ve dolaşım sorunlarının kontrolü,
- Gerekli durumlarda kas veya deri dokusuyla bölgenin kapatılması.
Tedavi haftalar sürebilir. Kullanılacak antibiyotik, dozu ve süresi kültür sonucuna, enfeksiyonun yerine ve hastanın böbrek-karaciğer fonksiyonlarına göre doktor tarafından belirlenir.

Antibiyotik Tedavisi Yeterli Olur mu?
Erken teşhis edilen ve kemikte ölü doku oluşmamış bazı vakalar yalnızca uygun antibiyotiklerle iyileşebilir. Çocuklardaki akut kan yoluyla gelişen enfeksiyonların önemli bir bölümü erken tedaviye iyi yanıt verebilir.
Kronik enfeksiyon, apse, ölü kemik, gevşemiş implant veya ileri yara bulunması halinde antibiyotik tek başına yeterli olmayabilir. Enfeksiyon odağının cerrahi olarak temizlenmesi gerekir.
Belirtiler azalsa bile antibiyotik doktorun belirlediği süreden önce bırakılmamalıdır. Eksik tedavi enfeksiyonun tekrarlamasına ve bakterilerin antibiyotiklere direnç geliştirmesine katkıda bulunabilir.
Osteomiyelit Ameliyatı Ne Zaman Gerekir?
Osteomiyelit ameliyatı şu durumlarda değerlendirilebilir:
- Kemik veya yumuşak dokuda apse bulunması,
- Ölü kemik dokusu oluşması,
- Kronik ve tekrarlayan akıntı,
- Antibiyotik tedavisine rağmen enfeksiyonun sürmesi,
- Kırığın kaynamaması,
- Enfekte veya gevşemiş implant bulunması,
- Ciddi doku kaybı,
- Omurilik veya sinir basısı,
- Kemiğin dayanıklılığının önemli ölçüde bozulması.
Ameliyatta enfekte ve canlılığını kaybetmiş dokular çıkarılır. Oluşan boşluk özel antibiyotikli materyaller, kemik greftleri veya farklı rekonstrüksiyon yöntemleriyle yönetilebilir. Her hastada aynı cerrahi uygulanmaz.
İmplant Her Zaman Çıkarılır mı?
Plak, vida, çivi veya protez çevresinde enfeksiyon geliştiğinde implantın çıkarılıp çıkarılmayacağı birçok faktöre bağlıdır. Kırığın kaynama durumu, implantın sağlamlığı, enfeksiyonun süresi ve mikroorganizmanın türü değerlendirilir.
Erken dönemde ve implantın sağlam olduğu bazı enfeksiyonlarda cerrahi temizlikle implant korunabilir. Gevşemiş, uzun süredir enfekte olan veya kırık kaynadıktan sonra artık gerekmeyen implantların çıkarılması gerekebilir.
Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Tedavi edilmeyen osteomiyelit kemik dokusunun kalıcı olarak zarar görmesine neden olabilir.
Olası komplikasyonlar şunlardır:
- Kronik kemik enfeksiyonu,
- Ölü kemik dokusu oluşması,
- Cilde açılan akıntılı kanallar,
- Tekrarlayan apseler,
- Kırık ve kemiğin zayıflaması,
- Çocuklarda büyüme plağı hasarı,
- Eklem enfeksiyonu,
- Kan dolaşımına yayılan ciddi enfeksiyon,
- Uzuv fonksiyonunda kalıcı kayıp,
- İleri diyabetik ayak enfeksiyonlarında amputasyon riski.
Uzun yıllar devam eden akıntılı kronik yaralarda çok nadiren cilt kanseri gelişebilir. Kapanmayan veya görünümü değişen yaralar düzenli olarak değerlendirilmelidir.
Osteomiyelit Tekrarlar mı?
Evet. Özellikle ölü kemik dokusunun kaldığı, dolaşımın yetersiz olduğu, implant bulunan veya diyabet kontrolünün iyi olmadığı hastalarda enfeksiyon tekrarlayabilir.
Tekrarlama riskini azaltmak için:
- Antibiyotik tedavisi eksiksiz tamamlanmalı,
- Pansuman ve yara bakımına uyulmalı,
- Kan şekeri kontrol altında tutulmalı,
- Sigara bırakılmalı,
- Yeni kızarıklık ve akıntı önemsenmeli,
- Planlanan kontroller aksatılmamalıdır.
Evde Nelere Dikkat Edilmelidir?
Kemik enfeksiyonu evde yalnızca bitkisel ürün, krem veya ağrı kesiciyle tedavi edilemez. Doktorun verdiği antibiyotikler belirtilen doz ve sürede kullanılmalıdır.
Evde şu noktalara dikkat edilebilir:
- Yara ve pansuman temiz tutulmalı,
- Islanan veya kirlenen pansuman değiştirilmelidir,
- Akıntılı yara sıkılmamalı,
- Doktor izin vermeden enfekte uzva aşırı yük verilmemeli,
- Ateş ve yara görünümü takip edilmeli,
- Diyabet varsa kan şekeri düzenli kontrol edilmelidir.
Yaranın içine doktor önerisi olmadan kimyasal madde, bitkisel ürün veya antibiyotik tozu uygulanması dokulara zarar verebilir.
Osteomiyelit İçin Hangi Doktora Gidilir?
Osteomiyelit şüphesinde ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurulabilir. Antibiyotik seçimi ve uzun süreli enfeksiyon yönetiminde enfeksiyon hastalıkları uzmanı da tedavi ekibinde yer alır.
Omurga tutulumu varsa omurga cerrahisi, beyin ve sinir cerrahisi veya ilgili ortopedi birimleri; diyabetik ayak yaralarında kalp ve damar cerrahisi, endokrinoloji, plastik cerrahi ve yara bakım ekipleri sürece katılabilir.
Kemik enfeksiyonu tedavisi, yalnızca antibiyotik reçete edilerek değil; enfeksiyon odağı, kemik canlılığı, yara durumu ve dolaşım birlikte değerlendirilerek planlanmalıdır.

Hangi Durumlarda Acil Başvuru Gerekir?
Aşağıdaki belirtilerde gecikmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır:
- Yüksek ateş ve titreme,
- Hızla artan kızarıklık ve şişlik,
- Dayanılmaz veya giderek artan kemik ağrısı,
- Yaradan yoğun irin veya kötü kokulu akıntı gelmesi,
- Kol veya bacağı hareket ettirememe,
- Çocuğun yürümeyi veya uzvunu kullanmayı reddetmesi,
- Omurga ağrısıyla birlikte güç kaybı veya uyuşma,
- İdrar ya da dışkı kontrolünde değişiklik,
- Diyabetik ayakta siyahlaşma veya hızla ilerleyen yara,
- Bilinç bulanıklığı, nefes darlığı veya genel durumun hızla bozulması.
Sık Sorulan Sorular
Osteomiyelit nedir?
Bakteri, mantar veya diğer mikroorganizmaların kemiğe ulaşması sonucunda gelişen kemik ve kemik iliği enfeksiyonudur.
En sık nedeni nedir?
En sık bakteriler sorumludur. Mikroorganizmalar kan yoluyla, yakın bir yaradan veya açık kırık ve ameliyat sırasında kemiğe ulaşabilir.
Kemik enfeksiyonu bulaşıcı mıdır?
Günlük temasla kişiden kişiye geçen bir hastalık değildir. Ancak açık ve akıntılı yaralarda hijyen kurallarına uyulmalıdır.
Osteomiyelit kan testinde çıkar mı?
CRP, sedimantasyon ve beyaz kan hücresi değerleri yükselebilir. Ancak normal sonuç hastalığı tamamen dışlamaz.
MR çekilmesi gerekir mi?
MR erken kemik iliği değişikliklerini, apseleri ve enfeksiyonun yaygınlığını gösterebilir. Her hastada gerekli olup olmadığı doktor tarafından belirlenir.
Sadece antibiyotikle geçer mi?
Erken ve sınırlı vakalarda geçebilir. Ölü kemik dokusu, apse veya enfekte implant varsa cerrahi temizlik gerekebilir.
Tedavi ne kadar sürer?
Süre enfeksiyonun türüne ve yerine göre değişir. Antibiyotik tedavisi genellikle birkaç hafta sürer; kronik ve karmaşık vakalarda daha uzun olabilir.
Ameliyat şart mıdır?
Her hastada ameliyat gerekmez. Apse, ölü kemik, kronik akıntı, implant enfeksiyonu veya tedaviye yanıt alınamaması halinde cerrahi düşünülebilir.
Osteomiyelit tekrarlar mı?
Evet. Özellikle kronik enfeksiyon, dolaşım bozukluğu, diyabet ve ölü kemik dokusu bulunan kişilerde tekrar edebilir.
Çocuklarda görülür mü?
Evet. Çocuklarda ateş, kemik ağrısı, topallama ve kol veya bacağı kullanmak istememe önemli belirtilerdir.
Osteomiyelit Hakkında Son Değerlendirme
Osteomiyelit, kemiğe ulaşan mikroorganizmaların oluşturduğu ciddi bir enfeksiyondur. Bakteriler kemiğe kan yoluyla, yakın dokulardan veya açık kırık ve ameliyat sonrasında doğrudan ulaşabilir.
Kemik ağrısı, şişlik, kızarıklık, ateş ve yara akıntısı önemli belirtilerdir. Ancak kronik hastalarda ve bağışıklığı zayıflamış kişilerde şikâyetler daha hafif olabilir. Ateş bulunmaması enfeksiyonu kesin olarak dışlamaz.
Tanıda muayene, kan testleri, röntgen ve MR kullanılabilir. Enfeksiyona neden olan mikroorganizmanın belirlenmesi için kan, apse veya kemik dokusundan kültür alınması gerekebilir.
Osteomiyelit tedavisi uygun antibiyotiklerin kullanılmasını ve gerekli vakalarda enfekte dokuların cerrahi olarak temizlenmesini içerir. Apse, ölü kemik veya gevşemiş implant bulunan kronik vakalarda yalnızca ilaç tedavisi yeterli olmayabilir.
Erken tanı kemik kaybı, kronik akıntı, kırık ve uzuv fonksiyonunda kalıcı bozulma gibi komplikasyonların önlenmesine yardımcı olabilir. Özellikle diyabetik ayak yaraları, açık kırıklar ve ameliyat sonrası iyileşmeyen yaralar ihmal edilmemelidir.
Osteomiyelit ve kemik enfeksiyonu değerlendirmesi, ortopedi ve travmatoloji ile enfeksiyon hastalıkları uzmanlarının birlikte çalışmasını gerektirebilir.
Bu içerik bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Kemik ağrısı, ateş, şişlik, iyileşmeyen yara veya ameliyat bölgesinden akıntı bulunması halinde kişiye özel tanı ve tedavi için sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
İçerik Bilgisi

